"Geleceğin Hayvanları" adlı ilginç kitap bizi, kurgu-paleontolojiye
davet ediyor. Temel postülatı: İnsan , diğer bütün türlerin de çöküşüne
neden olarak yok olmuştur. Bugün aşağı türler olaak kabul edilen
türler gelişmektedir. Paleontoloji eğitimi gOrmüş Dougal Dixon, •
İnsanlığın sona ermesinden 50 milyon sonra dunyada üreyecek faunayı
bize tanıtıyor. Bunu da, evrim ve ekoloji yasalarına ilişkin bilimsel
kesinlikten asla ayrılmadan yapıyor. Şimdi, Laprenil, Ganirat,
Gigantilope Vortex. Croquemitiane ve Elongueillerin dünyasına
glreceksiniz.
İnsanın Yok Oluşundan 50 Milyon yıl Sonra : GELECEGiN HAYVANLARI
Gelecekte yolculuk yapan siz, orada insanlığı bulmaya çalışmayınız.
O artlk yok olmuştur. Dünyayı değiştirmek ve kullanmak isterken
başarısızlığa uğramıştır. İnsan, ya kendine ya da kendi dışındakilere
uyum sağlamayı öğrenememiş, sonuç kaynakların tükenmesi, iç çekişmeler
ve sosyo-ekonomik yapının zincirleme çöküşü olmuştur.
Bu, kaynakları kötüye kullanıcı akıllı memelinin gururla, anropozoik
olarak adlandırdığı çağın sonudur. Artık yaşam macerası yeniden
başlayabilir, sıçrama yapabilir.
Çıkış noktasına insanın yok oluşunu koyalım ve ne olduğunu görmeye
çalışalım. Hemen belirtelim ki, insan, özellikle büyük vahşi faunada
bir çok türleri sona erdirmiş ve onun düşüşü, kendine yakın, orman
kanunlarına karşı koyamayan, evcil hayvanların da sonu olmuştur.
Dünya değişmiş, yaşam değişmiştir. Bütün bunlar nasıl olmuştur? Böyle
bir geleceği gerçekleşmeden düşlemek için, biraz paleontoloji
(geçmişteki varlıkları inceleyen bilim) bilmek gerekir. Paleontoloji,
evrimin kendi mekanizmalarını ortaya çıkarır. Insanın olmadığı
varsayımına dayanarak geleceğin hayvanlarının nasıl olabileceğini,
kurgu bilim olarak düşleyeblimek için evrim mekanizmalarını gelecek
milyonlarca yıl boyunca çalıştırmak gerekir. İşte , Dougal Dixon, 50
milyon yıl içine yerleşip ne olduğuna bakarak ve açıklayarak geleceğin
paleontolojisini denemiştir.
Kıtaların yer değiştirmeleri sürmüş, Antrapozoikten 50 milyon Yıl
sonra Afrika, Avrasya, Kuzey Amerika ve Avustralya büyük kuzey kıtasını
oluşturmak için birbirleriyle kaynaşmışlardır. Güney Amerika, yenidan
Amerika kıtasından ayrılmış, yeni adalar türemiştir. Fauna (hayvan
topluluğu) değişmiştir. İnsanın yok oluşunun ve ona bağlı olayların
yarattığı boşluk başlıca omurgalı türlerde, (balıklar, memeliler,
sürüngenler, kuşlar), yeni yaratıkların ortaya çıkmasını
hızlandırmıştır.
Dougal Dixon tarafından ndan geliştirilen kurgu zooloji, bu egemen türlerin yok oluşu üzerine oturur.
Egemen türlerin yok Oluşu, bu zamana kadar az çok gelebilmiş alt
türlerin dünyayı sürekli olarak ele geçirmelerine yol açmıştır. 3.
çağın başlangıcında birçok sürüngenin ortadan kalkması, şimdiye kadar
insana yararlı yaratık olan bazı memelilerin çoğalmasına ve
başkalaşmasına yol açmıştır. İnsanların tavşan dedikleri, üretken ve
çok iyi uyum sağlamış küçük kemirici çarpıcı bir örnektir. Evcil
tırnaklılar (inek, keçi, koyun, at ve öküz), insandan sonra
yaşayamamıştı. Barınakları bozulan geyikgiller de yok olmuştur. Böylece
tavşan başıboş kalır ve terkedilmiş bütün ekolojik boşlukların sahibi
olur, çoğalır, gelişir ve başkalaşır. Ona, Kuzey Rusya ve Sibiryadan
çöllere ve tropik ormanlara kadar her yerde rastlamak mümkündür. Tavşan
büyümüş oyuklar üzerine tünemiş, kulaklarının özelliğini sürdürerek,
altın renkli Laprenil haline gelmiştir. Örnek olarak tüylü Laprenili
sayabiliriz. Vücudu sağlam ve yağlıdır. Tundralarda ve Kuzey Rusya ile
Sibirya da yaşar, kalın, tüylü bir postu vardır ve kışın beyazlaşır.
Aynı zaman içinde eski et oburlar kaybolmuştur. Kurtlar, aslanlar,
gelincikler ortadan kaybolmuştur. Peki bunların yerini kim almıştır?
Tabii ki fareler. İnsan zamanında bile tam formunda olan, her ortama
yüksek uyum sağlyan ve herşeyle beslenebilen bu kemiriciler ılıman
iklimlerin büyük talancıları olmuşlardır. Artık onlar, Levrat,
Vulperine, Viverine veya Conirat adlarını almışlardır. Coniratlar çok
büyük farelerdir. Köpeğe benzerler. Sürüler halinde avlanır ve korkunç
dişleriyle büyük et oburları adeta yırtarlar. Örneğin: Lapreniller.
Bir gruptan diğerine iskeletlerin gelişmesi çok açıktır.
Laprenillerde de bu böyledir. Tavşanın sıçramaya uyumlu yatay, ilkel
ayağı, koşucu Laprenillerde dijitigral puradijite (parmakları üzerinde
yürüyen hayvanlar) tırnaklara dönüşmüştür. AvcI farelerde kesici ve
öğütücü dişler yavaş yavaş et obur rejimine uygun olarak sırasıyla
delici ve kesici diş şeklini almıştır.
Bir ekolojik boşluk açılınca, bir türün gelişmesini sağlayan doğal mekanizmaları hatırlamak gerekir.
Antarktik Okyanus tarafından başlayalım. Senezoik Balinalar,
insan zamanında ortadan kalkmışlardır. Onların yerini, dünyanın en
büyük hayvanı olan Vortexler almıştır. Füze biçimli uzamış ve boyunsuz
vücudu, güçlü, yassı yüzme kuyruğu ve yan denge yüzgeçleri ile şekil
olarak su yaşamı gelişmelerine tam bir şekilde uymuştur. Vortexlerin
ataları Pengmenlerdlr. Pengmenler, üreme dışında, tümüyle suda yaşayan
canlılara dönüşmüşlerdir. Balinaların yok oluşundan kısa bir zaman sonra, bir pengmen cinsi, ororivapar (yumurtaları ana karnında açılan tür) olmuştur. Dişi,
tek yumurtasını açılıncaya kadar vücudunun içinde saklar, açılma deniz
içinde olur ve yavru suda doğar. Böylece son dünya bağından kurtulan
tür, tümüyle suda yaşar.
Diğer yandan, soyunu sürdüren memelilerin en küçüğü vardır. Adı
patineur. Bataklıklarda yaşar, ilkel sivrisıçan soyundandır. Çok ince
ve hafif vücudunun ağırlığı, suyun yüzeysel gerilimi, ayaklar ve
destekleyici kuyruğu ile, su yüzünde taşınabilir. Kuyruğunda ıslanmaz
kıllar vardır.

Filler, savanda güçlükle yaşamaktadırlar. İnsan onlara çok yardım
etmiştir. Ekolojik boşluk, çabucak Gigantilopelar tarafından ele
geçirilir. Bunlar, Antilopların soyundandır ve on ton kadar ağırlıkları
vardır.
Bazı gerçekten olağan dışı durumlara ilgisiz kalamayız. Tektonik
tabakalar arasındaki temas bölgeleri boyunca ya da sıcak noktalar
düzeyindeki bir tabakanın merkezinde oluşmuş volkanik adaları örnek
alalım. Bir sıcak noktanın, Pasifik Okyanusunun merkezinde, Kheroptera
adalarını oluşturmak üzere olduğunu görürüz. Bu adalarda garip bir
topluluk hüküm sürmektedir. Gece avlanan korkunç Croqnemitaire dallara
asılı olarak yaşayan kurnaz Shulloth başını süsleyen çiçek biçimindeki
organlarındaki salgıları ile böcekleri kendine çeken garip Flore.
Bütün bu hayvanlar yarasa soyundan gelirler: Croqnemitaire bütün bu
adaları hakimiyeti altına alacak, bütün ekolojik boşluklara
yerleşecektir. Dixonun eserinin, geçmişe uzanan bir çeşit katmanları
silsilen oluşturduğuna inanıyoruz. Kitapta hayvanlar, çirkin, acayip,
kaba, atik, bön, korkutucu, makul gibi sıfatlarla tanıtılıyor. Bunun
anlamını anlıyoruz: Burada niçin bir boynuz çıkmış, şurada bir ayak
değişmiştir. Niçin Distarteropsun sadece ön sol yüzgecinde tırnak
vardır; niçin tüylü Gigantilopeun buldozer kepçesi gibi,
büyükboynuzları vardır ve niçin Cornicephale, Casque veya Lacustrelerde
boynuzlar bütün burunu örtecek şekilde gelişmiştir.

İnsan kendi kendine sorabilir. Niçin böcek ve suda yaşayan hayvan
az? Dixon, 50 milyon yıl sonrasını bilinçli olarak seçtiğini söylüyor.
Ona göre, bu zaman aralığında, böcek ve suda yaşayan hayvanlar,
değişime uğrayacak süreyi bulamamıştır. Bazı çıkış varsayımlarını da tartışmak mümkündür; bütün çatal tırnaklı ve kedigillerin yok oluşu gibi.
Paleontolog Leonard Ginsbourg diyor ki: Bazı sağlam dağ inekleri
yaşamlarını sürdürebilir. Aynı şekilde kedileri de serbest bırakın,
onlardan çok kısa sürede kaplanlar türeyecektir.
İnsan tarafından serbest bırakılan ekolojik boşluk hakkında ne soru
sorabiliriz. İnsan yok olduğunda, maymunlar yaşamalarını devam
ettidikleri halde nasıl oluyor da düşünen bir varlık şeklinde
gelişmiyorlar?
Hiç bir yerde alet yapan iki ayaklı yeniden görünmüyor. Bu belki
garip olurdu fakat Dougal Dixon, 50 milyon yıl bunun için yeterli değil
diyor. Daha sonra belki..
Sonuçta, temel postülat hakkında soru sorabiliriz; insanın yokoluşu.
Bu başlangıç verisinden başka birşey değildir. Ancak çok ilginç ve
açıklayıcı görünüyor. İnsanın zekasından ve yapaylığından kurtulmuş,
tekrar doğallığını kazanmış bir dünyada evrimin nasıl olabileceğini
anlamamıza olanak sağlıyor. Kötümserliğin yansıması hiçbir şekilde söz
konusu değil.
Bilimsel katılığı tam koruyarak Dixon, biraz eğlenmenin mümkün
olduğunu gözönünde bulunduruyor. Eseri tanıtan Desmond Morrisin
deyimiyle, bu canlı hayalgücü ile katı bilimsel disiplin arasındaki
denge, geleceğin hayvanlarının yaşamını inandırıcı kılıyor. Kurgu
bilimin gülünç canavarlarından çok üstün ve herşeye karşın, zoolog ve
paleontologlarımızın incelediklerinden pek farklı değil. |