Balık zehirlemelerine dikkat
Balık ve diğer su ürünlerinin zehirlenerek ölüme sebep olduğunu belirten uzmanlar, bu konuda vatandaşları uyardı.
Samsun Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürü Uzman Veteriner
Hekim İsmail Aydın, kurumlarında balık ve diğer su ürünleri
hastalıklarıyla ilgili kapsamlı araştırma ve teşhis yaptıklarını
belirterek, vatandaşların balık zehirlenmelerine karşı dikkatli
olmasını istedi. Balık hastalıklarının Türkiye için yeni bir konu
olduğunu ve bu konuda bilgi birikimi bulunmadığını kaydeden Aydın, bu
alandaki çalışmalara hız verilmesi gerektiğini söyledi.
Enstitü hizmet bölgesinde kültür balıkçılığının diğer bölgelere nazaran
daha hızlı geliştiğini ve bölgede yaklaşık 170 işletme bulunduğunu
ifade eden Aydın, "Bu işletmeler, enstitü uzmanlarının kontrolünde.
Kurum uzmanları, balık hastalıkları konusunda araştırma yapıyor. Balık
işletmelerinin sorunlarının çözülmesinde bilimsel verilere göre hareket
ediyoruz. Bugüne kadar yapılan araştırmalara göre, balık çiftliklerinde
özellikle Yersiniozis hastalığı çok yaygın. Bununla birlikte Vibrio,
Aeromonas, Pseudomas, Edwardsiella ve Mixobacter infeksiyonları da
tespit edildi. Suya karışan sanayi atıkları suyun kalitesini bozarak
özellikle bakır, çinko ve civa zehirlenmesine yol açıyor. Yağmur
suları, suda kurşun birikimine sebep olduğu için kurşun zehirlenmesi
meydana getiriyor. Sağlıklı beslenmek için beyaz et tüketimi önemli.
Ancak, özellikle balık ve deniz ürünlerinin bilinçli tüketilmesi,
sağlıklı muhafaza edilmiş ve ambalajlanmış, orijini bilinen, kontrolü
yapılmış, hijyenik su ürünlerinin tüketilmesi gerekiyor" dedi.
"MİDYE ZEHİRLEMESİ ÖLDÜRÜYOR"
Kirli sularda avlanan balık, midye ve diğer su ürünlerinin insan
sağlığına zarar verdiğini ifade eden İsmail Aydın, "Kabuklu deniz
hayvanları, insanlarda ishalle birlikte seyreden tehlikeli yiyecek
zehirlenmelerinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Havaların
ısınmasıyla birlikte risk faktörü daha da artmaktadır. Bu durum halk
nazarında bu ürünlere karşı güvenin sarsılmasına ve tüketimin
azalmasına sebep olmaktadır. Yeterince işlem görmemiş ya da çiğ olarak
tüketilen deniz kabuklularının tüketimini takiben zehirlenme
belirtileri ortaya çıkabilmektedir. Bu deniz canlılarının besinleri
süzerek, ağır ağır yemesi nedeniyle, lağım sularıyla kirlenmiş sulardan
yüksek miktarda mikrop ve atık madde (toksinleri) almalarına ve
vücutlarında biriktirmelerine yol açar. Kabuklu deniz hayvanları, iyi
pişirilmesine rağmen iç organlardaki patojenler yeterli şekilde yok
edilemeyebilir. Toksin birikimi de yüksek ısıyla yok edilemez. Çok
düşük miktarlarda, mide ve bağırsaklar için zararlı ürünler gıdalarda
kalabilir ve bu ürünler tüketimi takiben hastalıklara neden olurlar.
Bazı midye türleri de yendikleri zaman toksik etki gösterebilir
(Mytilus edulus ve Modiola modiolus cinsi midyeler)" dedi.
Midye zehirlenmelerinde, zehirlenme belirtisi olarak aşırı duyarlılık
ve felç, parmak uçlarında iğne batması gibi karıncalanma hissi,
dudaklarda sızlama ve uyuşukluk hissedildiğini söyleyen veteriner hekim
Aydın, "Sersemlik, uyuklama, boğazda sıkışma ve kuruluk, bazı vakalarda
konuşmada bozukluk vardır. Ağır vakalarda ölüm solunum yetersizliğinden
kaynaklanmaktadır. Toksin ihtiva eden midyelerden 4-5 tanesinin
yenmesiyle bile ölüm meydana gelebilir. Bu toksinin çok kuvvetli bir
zehir olan potasyum siyanürden 50 kez daha güçlü olduğu bildirilmiştir.
Midye yendikten sonra bir rahatsızlık hissedilmesi halinde, gecikmeden
en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Midye zehirlenmesi olayları
ABD, Fransa, İrlanda, İngiltere ve Almanya gibi gelişmiş ülkelerde sık
meydana geliyor. Ülkemizde midye zehirlenmesinin gelişmiş ülkelere
oranla daha az görülmesinin sebebi, dini inanış boyutuna paralel olarak
daha az tüketilmesinden kaynaklanmaktadır" diye konuştu.
"BOZULAN BALIKTA 12 SAAT İÇİNDE 68 MİLYAR BAKTERİ OLUŞUYOR"
Sahillerde yaşayan birçok deniz hayvanının toksin ihtiva ettiğini ifade
eden Aydın, "İnsanlar bazı balıklara temas etmekle de zehirlenebilir.
Bu balıkların yüzgeçleri birtakım dikenler ihtiva eder. Dikenin
kaidesindeki kesede bulunan zehir, kesenin kanalı vasıtasıyla dikenin
açtığı yaraya boşaltılır. Memleketimizde bulunan bu nevi balıklar:
tarakonya, çarpan balık, kum tarakonyası, varsan balığı, rina balığı,
iğneli vatoz balığı, tırpana balığı, kazık kuyruğu balığı, folya
balığı, tatlı su levreği gibi balıklardır. Doğal olarak toksin ihtiva
eden bir tek balığın bile yenmesi, ölüme sebep olabilir. Balıkçılık
sektöründeki sorunlardan bir tanesi de çiftliklerde bilinçsiz kimyasal
madde ve ilaç kullanımı sonucu oluşan ilaç kalıntısı birikimidir.
Avrupa Birliği ülkeleri, ithal ettikleri su ürünlerinde ilaç kalıntısı
için belli bir standart getirmişlerdir. Balıkların yaşadıkları ortamda
yeterli sayıda hastalık etkeni bulunursa, balıklarda yaralanma, organ
bozuklukları, zayıflama ve stres gibi faktörlerle birlikte hem balığın
kendi sağlığını bozan, hem de kesim sonrası balık etinin değerini
düşüren hastalıklar meydana gelir" şeklinde konuştu.
Balık etinin protein yönünden zengin olduğunu vurgulayan, ancak balık
çiftliklerinin hijyenik olması gerektiğini vurgulayan Aydın, "Uygun
şartlarda balık vücudunda bir bakteri her 20 dakikada bir
çoğalmaktadır. Periyodik olarak çoğalan bir bakteri hücresinden 12 saat
sonra 68 milyar adet bakteri meydana geldiği dikkate alınırsa,
bozulmaya uğramış bir balık etini yiyen kişinin ne kadar risk altında
olduğu anlaşılır" dedi.
Deniz ürünleri pişirilirken ortaya çıkan dumanın solunmasının, astım,
rinitis, larenks ödemi veya rinokonjuktivitise sebebiyet verdiğini
hatırlatan İsmail Aydın, daha sonra şunları söyledi:
"Balık alerjileri, sindirimi takiben en erken 2 dakikada ortaya
çıkabilir. Deniz ürünleri alerjilerinin belirtileri de genellikle 1
saat içinde ortaya çıkar. İnsanlarda deniz ürünleri anafilaktik şoka
sebep olabilir. Bazı bakteriler orkinos, uskumru, palamut gibi balık
türlerinde toksin oluşturur. Bu balıkların yenmesiyle balık
zehirlenmesi meydana gelir. Bazı deniz kamçılıları da toksin
üretebilirler. Balıkların bazı türleri, bu toksik kamçılıları
tükettikten sonra insanlar için zehirli hale gelir. Bu toksinler
balığın iç organlarında, kafasında ya da merkezi sinir siteminde
depolanır. "
Samsun Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü'nün bölge enstitüsü
olduğunu kaydeden İsmail Aydın, Samsun, Sinop, Amasya, Tokat, Sivas,
Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize'den oluşan toplam 9 ile hizmet
götürdüklerini, balık hastalıklarıyla ilgili kapsamlı araştırma ve
teşhis yapılabilen bir alt yapıya sahip olduklarını sözlerine ekledi. |
|
Yorum Yazılmamış... |
Sponsor Bağlantılar |
|